Haber Detay

GİMDES Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer ve helal sertifika -2

4.8.2013 04:01:00

GİMDES Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer ve helal sertifika -2

Hüseyin Kami Büyüközer: Dikkat edin.



VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Yani demek ki ha ''aynı anda ikisini birden kesersen o besmele ikisine de geçer'' diyor. Şimdi giyotinde öyle bir durum yok. Düğmeye basıyorsun besmele çekerek o giyotinde ilk kesilen tavuk tamam ama ondan sonra binlerce tavuğu kesiyorsun. Böyle bir şey yok.

Mustafa Yıldız: Tabi biz şu anda hijyenini konuşmuyoruz. Hijyen zaten ayrı bir olay.

Hüseyin Kami Büyüközer: Ayrı bir olay. Yani yeni bir olay olarak söylüyorum. Dolayısıyla biz dört mezhebin de bütün fıkhını incelettik ve neticede fıkıh hocalarımızın ekser uğrama dediğimiz kaidesine uygun olan çoğunluk giyotinle izin vermediler.

Mustafa Yıldız: Evet. Mesela şöyle daha ince düşünecek olursak siz helal sertifikası veriyorsunuz diyelim ki bir tavuk firmasına ya da et firmasına. O hayvanların neyle beslendiğine de göz önünde bulunduruyor musunuz? Mesela tavuk GDO' yla mı besleniyor yoksa doğal gıdalarla mı?

Hüseyin Kami Büyüközer: Tabi. Tabi. Tüm bunları takip ediyoruz ve mümkün mertebe GDO' suz ürünlerle beslenir duruma gelmesini sağlıyoruz ve tabi bu konuda necaset veyahut hayvan kökenli gıdalarla beslenen hayvanlarla ilgili tabi fıkıh bunu incelemiş. Mesela demiş ki ''Eğer %50 ve üstünde günlük nafakası, günlük yem rasyonu necis ve haram olan gıdalarla yani hayvansal gıdalarla besleniliyorsa onu hemen kesip yemeyin.'' diyor . Neden? Çünkü bu şuanda hayvansal bir gıdayla beslenmiş. Üç gün mesela tavuk için ''üç gün hapsedin'' temiz gıdalarla daha doğrusu ot cinsi gıdalarla besleyin ondan sonra kesin diyor. Mesela koyun keçi gibi şeyler için yirmi, yirmi beş gün bekletin ondan sonra kesin. Yani fıkıh bütün bunları inceliyor, zamanında incelemiş ve şey yapmış. Dolayısıyla demek ki o üç gün bekleme temizlik sağlıyor. Vücut çünkü. Hayvanlar insanlardan farklı bir özelliğe sahip çünkü hayvanlar insanlara müstahak kılınmış. İnsanların hizmetine sunulmuş. Dolayısıyla onların öyle beyinsel etkinlikleri fazla olmadığı için cenabı hak ona o özellikleri kendi DNA'larına vermiş ve dolayısıyla o sistem çalışıyor.

Mustafa Yıldız: Şimdi biz yayından önce sizle konuşurken bahsettiğimiz bir konu vardı. Büyük bir firmanın işte glikoz fabrikasında çalıştığınızı işte onu denetlediğinizi söylediniz. Özellikle glikoz şu sıralarda çokça tartışılan bir madde. Bir çok şekerli gıdanın içine de giriyor. Sıklıkla giriyor. Hatta %90'ına belki giriyor ve buradaki tartışma da glikozun mısır şurubundan GDO'lu mısırdan yapıldığı şeklinde çıkıyor.

Hüseyin Kami Büyüközer: Yapılıyorsa tabi.

Mustafa Yıldız: Şimdi mesela bunu nasıl denetliyorsunuz ve buna nasıl müdahale ediyorsunuz ?

Hüseyin Kami Büyüközer: Şimdi bir kere biliyorsunuz mısırın çoğunluğu ithal ediliyor. Dolayısıyla ithal edilirken o ülkenin, menşei ülkesinin GDO'lu mudur değil midir raporuyla bir kere giriş yapılıyor. Bu mevcut. Ayrıca bizim elhamdülillah bugün laboratuarımızda da GDO analizleri yapılabiliyor. Eskiden yoktu ama bugün.

Mustafa Yıldız: Türkiye'de de var mı glikoz üreten firmalar?

Hüseyin Kami Büyüközer: Tabi, tabi var. Üreteni var,var.

Mustafa Yıldız: Kaç tane var?

Hüseyin Kami Büyüközer: Şu anda bizden iki veya üç firma sertifika almış durumda.

Mustafa Yıldız: Sertifika alan.

Hüseyin Kami Büyüközer: Tabi, tabi almış. Yani glikoz üretiliyor. Şimdi glikozu çok böyle korkutucu bir madde gibi, korkulan bir madde gibi tanıtmaya çalışıyorlar. Yani bilesiniz ki bunun altında ticari mücadeleler var. Bunu bilelim yani bildiğimiz şeker var bir de bu glikoz şekeri var.

Mustafa Yıldız: Bilim adamlarının dikkat çektiği konu neden şeker pancarından değil de kamışından üretilmekte. Niye öyle dönüyorsunuz gibi tartışmalar var.

Hüseyin Kami Büyüközer: Tabi ben size söyleyeyim. Doğrudan doğruya pancar üreticileri, Türkiye'nin tabi tarımsal politikalarıyla tabi doğrudan alakalı. Öbürü dışarıya bağlıyor bir durum. Dolayısıyla yani çok dürüst problemleri olan konular dolayısıyla sadece sağlık yönünden meseleye bakarak çıkamayız biz işin içinden. Bugün bunun kavgası yapılıyorsa sadece sağlık yönünden problemleri var da onun için değil. Tamamen ticari boyutu olan da bir tarafa oluyor ki bugün eğer zararlı olma keyfiyeti sağlık yönünden meseleye bakacaksak bugün yine dışardan ithal edilen şeyler var, sentetik tatlandırıcılar var. Esas onlar üzerinde durmamız lazım. Ki öyle tatlandırıcılar var bunlar kesinlikle etiketlerine dahi yazmak zorundalar bunun zararlarını. Mesela fenil alanin içerir bu tatlandırıcı dolayısıyla buna hassas olan insanlar mutlaka dikkat etmelidir diye ikazlarla şey yapılıyor. Ki bence Türkiye'de evvela o tip sentetik tatlandırıcıları devreden çıkarmakta fayda var. Çünkü doğrudan doğruya çocuklarımızın beyinsel gelişmelerine zarar veren tatlandırıcılar. Dolayısıyla yani bu ekranlara, haberlere, sayfalara intikal ettirilen haberlerin bütün iç boyutunu iyi incelememiz gerekiyor.

Mustafa Yıldız: Peki şöyle bir şey var; Avrupa'da özellikle Amerika başta olmak üzere dünya ülkeleri özellikle batı ülkeleri bu tatlandırıcıları hep yasaklıyor. Gerçeği varken tatlandırıcı kullanılıyor yine tuzda da aynı şekilde. Gerçeği varken neden böyle tatlandırıcılar kullanılıyor?

Hüseyin Kami Büyüközer: Neden kullanılıyor bakın ben size söyleyeyim. İki yüz elli kilo toz şekeri bir tarafa koyun. O suni tatlandırıcıdan bir kilo aynı tatlandırmayı sağlıyor.

Mustafa Yıldız: Şimdi ticari mi yani bunun detayı?

Hüseyin Kami Büyüközer: Tabi ticari ve bunu maalesef üreticiler bu ticari kaygıyla bu sentetik tatlandırıcılara gidiyorlar. Halbuki bunun sağlığa zararı, hele ki çocuklara zararı onun için okul kantinlerinde vesaire de o tür tatlandırıcı ürünleri uzaklaştırmak gerekiyor ki bu sene başında Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir tedbir aldı. Bazı meşrubatları vesaireleri bu sebepten dolayı kantinlerde yasakladı.

Mustafa Yıldız: Şimdi bir de peki şunu soracağım size. Salam, sucukta az önce bahsettik işte at eti, domuz eti, eşek eti vesaire. Kremalarda GDO. Glikozda işte GDO'lu mısır. İşte orda sentetik tatlandırıcı. Burada jelatin, domuz jelatini. Orda domuz kılı, insan saçı. İnsanın midesi bulanıyor gerçekten. Peki biz ne yiyeceğiz? Sadece helal gıda olarak sormuyorum. Markete gittik, e her şeyde mi var bu?

Hüseyin Kami Büyüközer: Yani benim tespitime göre %70'inde çok dikkat etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Neden? Çünkü bugün bu global dünya yapısı içerisinde artık Türkiye üreticileri tek başlarına, kendi milli imkanlarıyla üretim yapmıyorlar.Ama bugün rafa konan bir ürünü incelediğiniz zaman en az beş altı tane ülkenin katkısıyla oluştuğunu görebilirsiniz ve içinde kullanılan mono gliserinler ondan sonracığıma glutomatlar, efendim işte tatlandırıcılar.

Mustafa Yıldız: Çok konuşuldu son zamanlarda.

Hüseyin Kami Büyüközer: Tatlandırıcılar, efendim işte ondan sonra yağlar. Yani bugün yerli olarak tamamen topraktan çıkardığımız tohumdan bir sür ağı üretiyoruz diyecek babayiğit çok az. Mutlaka ithalle alakalı irtibatları var. Katkı maddeleri var. Bu bir sıvı yağda dahi en az iki üç çeşit katkı maddesi var. Bu katkı maddelerinin çoğu dışarıdan geliyor. Yani düşünebiliyor musun bugün yedi guruba ayırdığımız katkı maddelerinin çeşidi üç bin beş yüz civarında. Yani bu üç bin beş yüz civarında olan katkı maddelerinin ülke kaynaklarının çoğu Çin, efendim Avrupa ülkeleri, Amerika efendim çeşitli yani aklınıza gelen.

Mustafa Yıldız: Günümüzde artık global ürünler var. Elinize bir çikolata alıyorsunuz. O Malezya'dan, o oradan, bu buradan.

Hüseyin Kami Büyüközer: Ha öyle. Neyse ki bu global ürünler bizim inancımıza ve bizim sağlığımıza bakarak hazırlanmıyor. Yani onun için çok dikkatli olmak zorundayız.

Mustafa Yıldız: Peki siz mesela ''Dikkatli olmak zorundayız'' dediniz ya Helal Sertifikası vermek için işte denetlediğiniz bir firmanın işte ne bileyim kadrolu personel gönderiyor musunuz veya orda ne sıklıkla bulunduruyorsunuz elemanınızı?

Hüseyin Kami Büyüközer: Tabi. Zaten bunu yapmıyorsak ortaya çıkmamız lazım. Yani bu çocuk oyuncağı değil. Çok ağır mesuliyeti olan bir olay.

Mustafa Yıldız: Ne süreklilikle mesela kontrol ediliyor?

Hüseyin Kami Büyüközer: Tabi biz bu sistemi yürütürken kendimize fıkıhta bir yer aradık yani biz bunu hangi sıfatla yapacağız ve en uygun olarak kefaret sistemini bulduk.Yani biz GİMDES olarak bize müracaat eden firmaya kefil olacağız. Kime karşı? Tüketicilere karşı. Tüketicilere diyeceğiz ki ''Biz bu firmaya kefil oluyoruz.'' Bu çok önemli bir mesuliyet. O halde firmaya diyoruz ki ''Sen şu anda bizim kefaretimize teklifte bulunuyorsun, o halde biz senin bir kere en az ortağınız olarak görmeniz lazım bizi.'' O halde bizden gizleyecek hiç bir şeyiniz olmaması lazım. Dolayısıyla bu taahhüt nameyi bize veriyor işin başında.

Mustafa Yıldız: Ama ben biliyorum ki bazıları da halen ona rağmen gizlemeye çalışıyorlar.

Hüseyin Kami Büyüközer: Çalışıyorlar tabi. Onun için de biz iptal ediyoruz. Mesela ani baskınlar için şimdi bu konuda biz ani baskınlar yapıyoruz. Yılda en az iki defa. Ki bir yıllık zaten sertifika veriyoruz. Bu ani baskınların da artık gecesi gündüzü sıralı değil. Mesela bir tavuk firmasına gece iki buçukta arkadaşlarımız giriyor ve neticede orda eğer usulsüz mesela elle kesim şartını koşmuşuz ama adam giyotini kurmuş, deposundan çıkartmış böyle kesiyor. Derhal onun şeyini iptal ediyoruz ve ilan ediyoruz, teşhir ediyoruz. Yani bugün Tarım Bakanlığı'nın yaptığını biz çok önceden yaptık.

Mustafa Yıldız: Mesela orada sürekli bir personel bulundurulsa? Baskına da mesela gerek kalmaz.

Hüseyin Kami Büyüközer: O tabi şu anda. Belki zamanla olabilecek ama biz şu anda mümkün mertebe mesela kesimhaneler için o mahalleden itimat ettiğimiz bir takım din sahasında çalışan kardeşlerimizi en azından haftada bir hem o kasaplarla konuşmasını, nasihat etmesini yapacak şekilde bir çalışma düzeni içerisindeyiz ve bu tür kesimhanelere biz kamera sistemi kurduruyoruz. Mecbur tutuyoruz. Kamera sisteminin kodları bize bildiriliyor ve biz merkezimizden her an üretimlerini seyredebiliyoruz.

Mustafa Yıldız: Gün geçtikçe tabi denetimler daha da sertleşecek. son bir kaç saniyemiz kaldı onda da şunu sormak istiyorum; şüphesiz siz gıdayla ilgili çalışmalarınızı yoğun bir şekilde sürdürüyorsunuz ama giyimle ilgili de Türkiye'de çok tartışmalar sürüyor. İşte özellikle tesettür giyim bayanların giyimi başta olmak üzere tabi erkeklerin giyimi de daha sonra geliyor. Giyimle ilgili Helal Sertifikası da yolda mı Türkiye'de?

Hüseyin Kami Büyüközer: Tabi ben şu anda esasen bütün dünyada tekstil efendim finans, hizmet sektörü de helal kapsamına girecek durumda çünkü bugün yani faizli sistemle çalışmak başka bir de faizsiz sistemle çalışmak başka. Dolayısıyla İslami kurallara göre faizsiz sistemi teşvik etmek durumundayız. Dolayısıyla bu sektör de devreye girecek ileride. Tekstil çok önemli tekstil.

Mustafa Yıldız: Helal sistemi önümüzdeki günlerde daha da.

Hüseyin Kami Büyüközer: Tekstilde bizim üzerinde durduğumuz en önemli şey tekstil üretiminde kullanılan hammaddelerin sağlıklı olup olmaması. Yani haram konusuna pek çünkü hep çoğunlukla bitkisel kökenli veya sentetik kökenli maddeler kullanılıyor. Bunların insan sağlığına zararı oluyor mu, olmuyor mu? Tabi moda. Modada da tabi herhalde böyle bir İslami kurallara uymayan moda kıyafetlere oturup da sertifika vermek durumunda olmamız mümkün değil şüphesiz.

Mustafa Yıldız: Evet. Efendim çok teşekkür ediyoruz sohbete katıldığınız için. Bizi kırmadınız biliyoruz başka bir ilden geldiniz. Ayağınızın tozuyla çok teşekkür ediyoruz aktardığınız bilgiler için.

Hüseyin Kami Büyüközer: Ben teşekkür ediyorum.